TBMM Genel Kurulunda konuşan MHP'li Dora şunları söyledi;

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Sierra Leone, Nijerya ve Senegal arasındaki iş birliği anlaşmalarına yönelik olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, Mustafa Kemal Atatürk'ü, vatanımızın her bir karışı için toprağa düşen şehitlerimizi ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.

28’inci Yasama Döneminin İkinci Yılında çok sayıda ülkeyle imzalanan iş birliği anlaşmalarının Genel Kurulumuzun gündeminde olması Milliyetçi Hareket Partisinin 1999 yılından beri tavizsiz bir şekilde sürdürmekte olduğu uzun soluklu dış politika vizyonunu temsil eden “Lider ülke Türkiye” ifadesinin somut bir örneğidir. Görüşmekte olduğumuz bu anlaşmaların içerikleri Milliyetçi Hareket Partisinin prensipleri adalet olan, siyasi eşitlik, karşılıklı ve millî çıkarları gözeten, değişen dünya ve bölgesel değişimle uyum sağlayacak, bölgesinde zaten güçlü olan Türkiye'nin bu gücünün daha da arttırılması ufkuyla yürütülen, gücünü milletten alan, ahde vefayı önemseyen, milletlerarası hukuka bağlı ve saygılı, etkin, aktif ve istikrarlı bir millî dış politika anlayışının da yansımasıdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli her fırsatta dünyanın, Türkiye'nin, Türk dünyasının ve insanlığın huzura ihtiyacı olduğunu, hayatı daha yaşanır bir yer hâline getirmek gerektiğini, bunun yerkürenin her köşesinde yaşayan bütün insanlık için ortak bir amaç hâline gelmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Bugün farklı alanlardaki iş birliği anlaşmalarıyla dünyanın her bir köşesine ayrım yapmadan temas etmekte ve dünyanın huzur, refah ve istikrarına katkıda bulunmaktayız. Sizlerin de malum olduğu üzere, uluslararası düzen son beş yılda artık eşine az rastlanır bir şekilde pek çok kriz ve badireyi tatbik etmiştir. Küresel sağlık sorunları, gıda güvenliği, bölgeler arası tedarik zincirlerinde yaşanan kriz ve mücadeleler, düşük yoğunluklu çatışma sahalarının sıcak savaşa gebe olduğu stratejik alanlar, küresel yönetişimin meşruiyeti ve insanlığın geleceğine dair kapsayıcı refah politikalarının uluslararası platformlarda etkin bir şekilde yer edinememesi gibi pek çok temel sorun devletler arası güven, iş birliği, kalkınma, barış ve istikrar gibi elzem mutabakat alanlarını menfi şekilde etkilemiştir. Bizler, Türk milletinin ali menfaatlerini her türlü iç ve dış tehlikeye karşı müdafaa ve muhafaza etmeyi kendimize en temel görev edinmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası arenada bulunduğu istikrar ve güven temelli imajının tahkimi için her türlü fedakarlığı çekinmeden ortaya koyan, bölgesel ve küresel oyun kurucu aktör olma rolünün desteklenmesi için ulusal ve uluslararası kamuoyunda millî politikaların ehemmiyetini vurgulamaktayız.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak Ankara merkezli ve Türkçe bir bakışla tavır koyuyoruz ve komşu coğrafyalarımızdan başlayarak Orta Doğu, Türkistan, Afrika, Avrupa ve Uzak Asya’yı 360 derece görüş ve hâkimiyet alanımızda tutarak insanlığın huzuru ve dünyanın nizamı için gayret gösteriyoruz.

Türkiye küresel manada son yıllardaki kaos dönemi içerisinde başta Ukrayna krizi olmak üzere küresel refahı ve barışı tehdit eden pek çok girişimiyle makul bir ara bulucu ve bölgesel adil müdahaleci güç olarak ortaya çıkmıştır. Daha önce Somali, Etiyopya, Sudan, Libya, Suriye, Kazakistan ve Karabağ’da gerek askerî gerekse diplomatik yatıştırma hamleleri sayesinde pozitif bir imaj çizerek ivme kazanan Türk diplomasisi aynı zamanda da Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve terörle mücadele konularında da tavizsiz adımlar atmıştır. Devletlerin karşılıklı güven ve ilişkilerin seyrindeki istikrar arayışına her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde Türkiye, kendisine yönelen küresel güvenlik tehditlerini başarılı bir şekilde bertaraf etmiş ve millî savunma sanayisini sarsılmaz bir güce çevirerek dış politikasını tahkim etmiştir.

Doğrudan yahut dolaylı müdahil olduğu uluslararası sorunlar özelinde meşru ve adil bir zeminde çözüm üretimine dair diplomatik hamlelerimizi Latin Amerika’dan Güney Afrika’ya, Balkanlardan Asya Pasifik’e kadar geniş bir sahada tatbik etmekte ve bugün neredeyse çözümsüzlüğün adresi olmuş Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi İkinci Dünya Savaşı sonrası düzene ait platformların ataletine bel bağlamak yerine ikili ve üçlü koordinasyon hatlarının tesisiyle uluslararası arenada güvenilir bir ortak konumundadır. Dolayısıyla bugün hiçbir ülkenin ya da uluslararası örgütün Türkiye’nin dünya siyaseti üzerinde hak ettiği meşruiyete gölge düşürücü bir tavra sahip olmaya hakkı yoktur. Bilhassa uzun yıllardır devam eden AB üyelik sürecinin Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlere müspet katkılarına rağmen bir dayatma mekanizmasına dönüşmesi kabul edilemez. AB kurumları tarafından ülkemize yönelik yürütülen söylem fiyaskosunun devam ettirilmesi ise Türkiye’nin hâlihazırda tayin etmiş olduğu bağımsız dış politika siyasetinde ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak ayakları yere sağlam basan ve millî ülküleri şiar edinmiş bir dış politika vizyonunun her daim teşvikçisi ve destekçisi olacağız.

Günümüz gerçeklerinin ve Türk milletinin tarihî mefkûresinin bir bileşeni olarak kapsayıcı ve idealist unsurları gözeten bir dış politika vizyonu olmazsa olmazımızdır. Bu vizyon, hâlihazırda, geçtiğimizi günlerde 14’üncü yılını kutladığımız Nahçıvan Anlaşması’yla temelleri atılan Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2040 vizyon belgesi doğrultusunda güçlendirilmesi ve dahi Türk devletlerinin aynı ülkü ve maslahatlar etrafında küresel yönetişimin parlayan güçleri olmasını temsil etmektedir. Bu vizyon Ortadoğu’da, Kafkasya’da ve Afrika’da terörle mücadelede Türkiye’nin meşru yönetimlerle iş birliği içerisinde olmasını temsil etmektedir. Bu vizyon, Balkanlarda ecdat yadigarı emanete gösterilen ehemmiyetin on yıllardır süren yatırımlarla desteklenmesini, bilhassa Bosna Hersek, Sırbistan, Kosova hattı gibi potansiyel çatışma alanlarında barışın tesisi ve iş birliğinin güçlenmesi için hâlihazırda gösterilen çabanın devamını ve kardeş Balkan milletlerinin küresel bir oyun sahası figüranı olmalarına mani olmayı temsil etmektedir. Bu vizyon, sömürge güçlerini millî topraklarından yıllar önce kovmuş ve ikinci bir dalga olarak kültürel ve ekonomik emperyalizme karşı millî unsurlarıyla direnen Afrika milletlerine eşit paydada yaklaşmayı ve onların bağımsızlık ve refahı için diplomatik, askerî, kültürel, ticari iş birliklerini artırmayı temsil etmektedir. Günümüzde Orta ve Batı Afrika’da görülen ve Batı sömürgeciliğinin son kırıntılarının süpürülmesini amaç edinmiş millî politika hamleleri ise Türkiye’nin yakından takip ettiği Afrika’daki etkinlik sahasını artırmaya vesile olacak önemli fırsatlardır. Bugün Genel Kurulumuzda oylayacağımız Senegal, Sierra Leone ve Nijerya’yla olan anlaşmalar Afrika’yla ilişkiler bağlamında ve bahsi geçen Türk dış politikası vizyonuna katkı sunması açısından son derece önemlidir.

Bu düşüncelerle, Genel Kurulun gündemine taşınan tüm anlaşmaların ülkemize, milletimize ve tüm dünyanın refahına katkıda bulunmasını diliyorum.

Editör: Berke Sungur