Dünya

ABD'nin Latin Amerika kartellerini "terör örgütü" ilan etmesi bölgede etkisini artırma adımı olarak görülüyor

Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Latin Amerika ülkelerindeki bazı kartelleri "terör örgütü" ilan etmesini ABD'nin yeni dönemde Latin Amerika'daki etkisini artırma çabasının son adımı olarak görüyor.

ABD başta olmak üzere özellikle kıta Amerika'sına yönelik çalışmalar yürüten uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Aylin Ünver Noi ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Washington DC Koordinatörü Kadir Üstün, Trump yönetiminin Venezuela, El Salvador ve Meksika'daki 8 suç örgütünü "yabancı terör örgütü" olarak tanımlamasıyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Ünver Noi, Trump'ın seçim kampanyasında ABD'deki göçmenler ve suçlardaki artış arasındaki bağlantıyı sürekli gündemde tuttuğunu ve göreve geldikten sonraki ilk icraatının Meksika ve Kanada'dan gelen ürünlere yüzde 25 ek gümrük vergisi koymak olduğunu hatırlatarak, "Bu ek gümrük vergisini Meksika ve Kanada'dan yasa dışı gelen göçmenlerin ABD'ye göçünü önleyecek önlemler alındığı ve ABD'ye özellikle Latin Amerika ülkelerinden gelen uyuşturucu ticaretini engelledikleri takdirde kaldıracağını açıklamıştı." ifadelerini kullandı.

Başkan Trump'ın yeni hamlesinin, "göç" ve "uyuşturucu maddeler" ile mücadelesine yönelik tedbirlerini artırdığının işareti olduğunu vurgulayan Ünver Noi, "Tabii bu ABD'nin göç ve uyuşturucu tehdidi ile mücadelede nereye kadar gidebileceğini göstermesi açısından da önemli." diye konuştu.

ABD'nin kartelleri terör listesine almasını, Meksika tarafının "egemenliğin ihlali" endişesiyle karşıladığını belirten Ünver Noi, Washington yönetiminin terörle ilgili Afganistan ve Irak örneklerinde olduğu gibi askeri müdahalelere başvurabildiğini ancak Latin Amerika konusunda böyle bir adım atmayacağını ve ticari bazı hamlelerle sorunun çözümüne yönelik adımlar atacağını aktardı.

Ünver Noi, ABD'nin Latin Amerika'ya yönelik ekonomik ve diplomatik baskılarının Washington yönetimi için de olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret ederek, "Tabii bir de ABD'den uzaklaşan bölge ülkelerinin ABD karşıtı Çin gibi ülkelerle yakınlaşması hızlanabilir. Bazı Latin Amerika ülkelerinin Çin ile işbirlikleri zaten başlamıştı." değerlendirmesinde bulundu.

Trump'ın Latin Amerika kaynaklı göç konusunda "katı tutumu" olduğuna ve seçim vaatleri arasında "yasa dışı göçmenleri Amerika'dan sınır dışı etmenin" bulunduğuna dikkati çeken Ünver Noi, ancak bu adımın "bölgenin iç işlerine müdahaleyi" de beraberinde getirebileceğine işaret etti.

Ünver Noi, "Göç karşıtı Trump yönetimi Meksika sınırındaki duvarın bitirilmesi, sınır güvenliğinin artırılması konularını önceliyor. Göçmenleri suçla ilintilemek ve suçluların ABD’ye girişini tamamen ortadan kaldırmak adına bu hükümetin ekstra bir çaba sarf ettiğini görüyoruz. Buradaki amaç zaten bu bölgenin içişlerine müdahaleyi gerekirse mümkün kılmak. Konuyu sadece uyuşturucu ve suç meselesi ile yasa dışı göç konularına bunu indirgememek lazım." ifadelerini kullandı.

ABD'nin, Çin'in Latin Amerika'daki giderek artan varlığından rahatsız olduğu kaydeden Ünver Noi, şu değerlendirmede bulundu:

"Trump'ın özellikle Panama Kanalı ile ilgili Çinlilere iltimas geçildiği iddiasından da anlaşılacağı gibi arka bahçesinde ABD çıkarlarına ters düşen gelişmelere neden olan Çin varlığını istemiyor. Çin son yıllarda Latin Amerika ülkeleri ile altyapı, enerji, birçok farklı alanda işbirliklerini geliştirdi. Hatta Arjantin'de kurduğu uzay üssü oldukça ABD tepkisini çekmişti. Bu farklı alanlardaki işbirliğiyle buradaki Çin varlığının istihbarat ve askeri üsse dönüşerek ABD'ye karşı kullanılma potansiyeli ABD'yi rahatsız ediyor. Dolayısıyla Latin Amerika'ya daha müdahil olan bir ABD bölge politikası önümüzdeki süreçte göreceğiz."

"Hem yaptırımlar uygulayabilecek hem de ordusunu kullanması mümkün olacak"

SETA Washington DC Koordinatörü Üstün de Trump'ın seçim kampanyasında en sık dile getirdiği konunun sınır güvenliği olduğu ve ülkenin özellikle Meksika sınırında aktif uyuşturucu kartellerinin istilası altında olduğunu iddia ederek ABD'ye fentanil girişinin bu çeteler eliyle yapıldığını söylediğine dikkati çekti.

Seçim vaatlerini yerine getirmek adına kartellerle mücadele ettiğini göstermek isteyen Trump yönetiminin muhtemelen terörle mücadele yasal çerçevesinin de genişliğini kullanmak istediğine atıfta bulunan Üstün, "Yönetim, kartelleri terör örgütü ilan ettiği için bunlarla mücadelede hem finansal ağlarını çökertmek için yaptırımlar uygulayabilecek hem de özellikle Amerikan ordusunu kullanması mümkün olacak." ifadesini kullandı.

ABD'nin eskiden beri Meksika ve Latin Amerika ülkelerinden gelen uyuşturucu trafiğini kontrol etmekte zorlandığını söyleyen Üstün, neredeyse her başkan döneminde de bu ülkelerle işbirliği inisiyatifleri açıkladığını hatırlattı.

Üstün, "Amerika'nın güney komşuları halihazırda birçok farklı güvenlik kurumunun ortak çalışması üzerinden çok farklı mekanizmalar kurmuş durumda. Ancak Trump yönetiminin aldığı karara Meksika'nın verdiği tepkiye bakınca Amerika'nın komşularının egemenliğini ihlal etmesinden korkulduğu görülüyor. Terörle mücadele için bu ülkelerin içinde devletlere haber vermeden istihbarat ve askeri operasyonlar gerçekleşmesi durumunda ikili ilişkilerde gerginlik artacaktır. Bu ülkelerin Amerika'yla çalışması daha da zorlaşacak ve anti-Amerikan hissiyat da yükselecektir. Bu dinamiklerin şimdiden hareket geçtiğini de not etmek gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Üstün, Trump'ın öne çıkan mesajlarından birinin 3. dünya ülkelerinden suça bulaşmış insanların ABD'ye geldiği iddiası olduğunu ve göçmenlikle uyuşturucu kaçakçılığı ve suç çetelerinin aktiviteleri arasında yakın bir ilişki kurduğunu vurgulayarak, Trump'ın hem sınır güvenliği hem de göçmenlik konusunda sert politikalar takip etmesinin son yıllarda global olarak artan yabancı düşmanlığının bir yansıması olarak da değerlendirilebileceğini belirtti.

ABD'nin kartelleri terör örgütü ilan etmesinin ABD güvenlik güçlerine terörle mücadele adı altında geniş yetkiler tanıdığına dikkati çeken Üstün, "Bölge ülkelerinin içinde onların rızası ve işbirliği olmadan operasyon yapılması durumunda içişlerine müdahale de dahil olmak üzere yoğun bir direniş başlayacaktır. Bu ülkelerle ticaret de bundan etkilenebilir zira Trump ek gümrük vergisini bir pazarlık silahı olarak kullanmayı tercih ediyor. Kuzey Amerika ülkelerinin birbirleriyle ilişkilerinde çok daha sarsıntılı bir dönem geliyor denebilir." diye konuştu.

{ "vars": { "account": "G-E1EN649QR9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }