TERS AÇI

Murat İDE

Tarih : 26-12-2015 15:34

O LAFTAN UTANMADIN MI "KARA"gül ?
En baştan söyleyeyim, Şah İsmail bir Türk hünkarıdır, Pers değil.. Bu  da nereden çıktı diyeceksiniz.. Neden böyle bir ihtiyaç duydun? Havuz medyasının, nadide gemisi Yeni Şafak'ın genel yayın yönetmeni İbrahim Karagül'ün yazısından çıktı efendim..
 
23 Aralık tarihli yazısında Rusya-İran-Suriye üçgenindeki gelişmelerin Türkiye'yi nasıl zora soktuğunu anlatmış.. Bu tezgahta İran'ın itici güç olduğundan söz edip, olası bir oyunu deşifre ediyor kendince.. Yazının büyük bölümüne bu satırların yazarı da katılıyor..
 
Ancak, çok değil, birkaç yıl önceki yazılarında "İRAN'ın kuşatılmasının önündeki engel" diye AKP iktidarını alkışlayan Karagül, bugün aynı İran'a vurdukça vuruyor..
 
Vurmalı tabi ki.. İran'ın Türk coğrafyası üzerine tezgahları da hesapları da bitmedi gitti.. Ancak, milyar dolarlar akarken İran'ı övenlerin, musluk kesilince tatava yapması samimi değil.. Yine de tespitler uyarılar doğru..
 
Tam da "İsabetli, lezzetli ve haklı bir yazı" diyeceğim ki, bir anda İran ağzı çıkıyor karşıma.. İran'ın Türkiye'ye dair hesaplarına parmak sallıyor ve ne diyor biliyor musunuz; Sen Şah İsmail olursan, ortaya bir Yavuz çıkar.
 
Şah İsmail olursan dediği kim? İran.. Peki Yavuz? Erdoğan-Davutoğlu ikilisi..
 
Ve şöyle devam ediyor yazı..
 
"Ve son söz İran'a: Hep korktuğumuz ve asla istemediğimiz Türkiye ile İran'ın hesaplaşmasıdır. Ancak; Eğer sen Şah İsmail'liğe soyunuyorsan, Türkiye'yi de Yavuz olmaya zorluyorsun demektir.."
 
Hele başlığa bakın siz; 21. Yüzyılın Şah İsmail'i ve Türkiye-İran savaşı..
 
İran bu yüzyılın Şah İsmail'i.. Peki ya Türkiye? Yalakalık öyle bir hal aldı ki, Tayyip Erdoğan'dan Yavuz çıkarmaya vardı.. Neresinden tutalım ki ?
 
Havasını teneffüs ettiğimiz şu ülkede, ortaokul kitaplarından itibaren Çaldıran savaşını öğreniriz.. İki Türk Devleti'nin savaşıdır.. Safevi Devleti ve Osmanlı.. Bir Türk hünkarı olan Şah İsmail ile Sultan Selim çarpışmıştır.. İran'a kafa tutarken, öz be öz Türk olan Şah İsmail'den bu göndermeyle Pers gibi söz etmek, en hafif tabirle cehaletin dikalası.. Şah İsmail Pers mi ki, İran'a kafa tutarken, Şah İsmailleşirsen diyorsun bre cahil?
 
Ama mevzu cehaletle tariflenecek kadar da basit değil.. Mevzu, cehalet soslu bir mezhepçi kafatası.. Ve bu nifak başımıza sayısız iş açtı..Burası kesin.. Ancak, ilginçtir, Türkiye üzerine hesap ve tezgahları olan İran'a en büyük dostluğu da bu arkadaşın koşulsuz desteklediği AKP iktidarı yaptı.. Ne zamana kadar? Gelin 2009'da yazdığı bir yazıdaki alıntısından çıkarmaya çalışalım;
 
"Türkiye, İran rejiminin her gün 10 milyon dolara kadar parayı uluslararası mali sistemi aktarmasına izin veriyor. Türkiye bu yönüyle İran'ın ticari işlemleri için kârlı bir çıkış noktası haline geldi" diyerek Türkiye bir yerlere hedef gösteriliyor..
 
İran, her gün 10 Milyon doları Türkiye üzerinden uluslararası sisteme aktarırken sorun yok.. Hatta operasyona maruz kalması, ayıptır, günahtır.. Ama bugün, durum farklı..  
 
Bunlar detay elbette.. Aslında bir ikiyüzlülüğü gösteren detaylar.. Hani, tanı bunları, kabilinden..
 
İran'la flört edildiği dönemde, "Fars tezgahına dikkat, başımıza çorap örüyorlar" diyenlere meczup muamelesi yapanlar da bunlardı..
 
Bugünse bir çılgınlıktan söz ediyor ve bakın ne diyor aynı Karagül, 3 Aralık 2015 tarihli yazısında;
- Bir tür bölgesel Fars çılgınlığının başladığı bilinmelidir..
 
Bu çılgınlık tarihte hiç eksik olmadı ki.. Fars yani aslında Pers, Türk dünyası üzerine hep hesap içinde oldu.. Zamanında Şah İsmail'den korktu, bugün İran'da 35 milyon Türkmen torunundan korkuyor.. Ve sen de kalkıp İran ağzıyla İran'a vuruyorsun he mi?
 
Cahilliğini de sos yapıp, "Eğer sen Şah İsmail'liğe soyunuyorsan, Türkiye'yi de Yavuz olmaya zorluyorsun demektir." diyerek İran'a kafa tuttuğunu mu sanıyorsun? 
 
Karagül efendi, bu ağız bildiğin İran ağzıdır.. Yüzlerce yıldır çoook ekmeğini yedi İran, bu çarpık bakışın..
Koskoca yazıda buna mı takıldın deme, nereye takılacaktım ya?
 
Pers kafalıların nifakına, Türk ile Pers'i karıştıran cehaletin de eklenince ortaya çıkan bu rezillikte, nereye takılacaktım?
 
Sorularım var İbrahim Karagül; 
 
1-İran'dan her gün milyonlarca dolar Türkiye üzerinden Dünya'ya akarken, İrancıydın da, musluk kesilince mi aklın açıldı?
 
2-İran ve nifakına saydırmana itirazım yok.. Ama öz be öz Türk olan Şah İsmail'e Pers muamelesi yapmaya utanmadın mı?
 
3-Bak, seni uçakta azarlayan Cumhurbaşkanı ve Türkiye, İran-Rusya-Suriye üçgenindeki tezgahla sıkışınca ne dedi Azerbaycan; Ben gardaşıma doğalgaz veririm.. Hem de daha ucuz.. Bu darboğazda elini uzatan Azerbaycanlı kardeşlerimizden de mi utanmadın?
 
4-2009 yılında Bakü'deydin.. Birlikte gittiğin gazetecilerden dinledim, "Eliniz sıcak sudan soğuk suya değmemiş" O misafirperverliği gösteren Türk'ten de mi utanmadın?
 
5-Hayata ve dünyaya Mezhep penceresinden bakmaya da mı utanmadın? Ağababaların yalan da olsa hep ne diyor; "Mehzepçi yaklaşımları reddediyoruz." 
 
Yalandan da olsa ettikleri bu lafta mı silkelemiyor seni..?
 
6-O ki Dünyaya mezhep penceresinden bakıyorsun, günlük 10 milyon doların hatırına İran destekçiliği yaparken aklın neredeydi? Mezhebin para trafiğine mi endeksli İbrahim Karagül?
 
7- İran gibi, nifak sokmadığınız yer kalmadı da sıra Türk'e nifak sokmaya mı geldi ? Çaldıran acısına ve etkilerine rağmen bugün "Şah da bizim Sultan da" diyebilen bu milleti şimdi de bu nifakla mı ayrıştıracaksınız?
 
8-Öz be öz Türk Hünkarı Şah İsmail'den, Pers gibi bahsederken, hemen her yerde kulağına çalınan deyişlerinden de mi utanmadın?
 
9-Evet Çaldıran Türk'ün büyük acısıdır.. Hadi Şah İsmail'den, milyonlarca torunundan, Türk Milleti'nden utanmadın da, o kan gölünde bile savaştığı Şah İsmail'in ardındakiler için, Türkmeneli'ne sağ salim varabilsinler diye koridor açan Yavuz'dan da mı utanmadın?
 
İran'a laf çaktım derken İran ağzıyla yazıyorsun.. Hiçbir şey değilse, uçağında sana fırça atan Cumhurbaşkanı, Azerbaycan'dan gelen destekle rahatlamışken, yine "Adam gibi yaz" diyerek fırçalamasın seni.. Özel hayatın beni ilgilendirmez ama yakın bir zamanda kırılan burnunu öyle bir sürter ki, vallahi sen de şaşırırsın..
 
Bak ne diyor Şah İsmail bir deyişinde;
Varıp Bir Kötüye Sen Olma Nöker
Çarhına Değer de Dolunu Döker
Ne Huda'dan Korkar Ne Hicap Çeker
Bir Kötüde Namus, Ar Olmayınca…
 
Bu kadar bendir Şah İsmail, Pers değil.. Bu kadar bizdir Şah İsmail, Fars değil.. 
 
İran'daki Türkmenler ne diyor; "Bakü-Tebriz-Ankara, Fars Hara Türk Hara" Bölgeye dair yazı yazacaksan, al sana stratejik derinlik..  Mezhepçi kafayla bakacağına, Millet penceresinden bak, doğruyu gör..
 
Sana bir örnek vereyim.. Bildiğinden eminim ama belli ki hatırlamaya ihtiyacın var.. Bak ne demişti Devlet Bahçeli;
 
-Şahi İsmail de bizim için en az Yavuz Sultan Selim kadar bizim için saygıdeğer ve yeri dolmayacak bir Hünkarımızdır.. Beşyüz yıl önce Çaldıran'da dökülen kan, Türk'ün, Türkmen'in kanıdır.. Biz ne Yavuz'dan ne de İsmail'den vazgeçeriz.. 
 
Şah İsmail'i Pers gibi tarif etme deliliğini geçtim, aklı başında her Türk böyle bakar olaya.. Ve zaten tarihi ve stratejik gerçek de budur..
 
Şimdi, bu kadar yazdım ettim de, bu İbrahim Karagül'ün 3 Aralık 2015 tarihli yazısını son anda farkettim.. Ne demeye getiriyor biliyor musunuz bu stratejik derin;
 
 "Türkiye Rus uçağını, Kabe'yi savunmak için vurmuş"
 
Şöyle bir soluklandım ve pişman oldum.. Bu şuurdaki bir kalemin yazısıyla sizleri meşgul ettiğim için mahçup oldum..  Affedin ve  özrümü şu şarkıyla kabul buyrun efendim;
 
"İki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze, bundandır, böyle dibe vuruşumuz.."
 
Ey aklı evvel cahiller, siz ne derseniz deyin, biz şu gerçeği hiç ama hiç unutmayacağız; 
 
Şah da bizim, Sultan da..
  • Facebook da Paylaş

Yorumlar

Diğerleri

ARŞİV