Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Tüm imkanlarımızla Azerbaycan'ın yanındayız

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Tüm imkanlarımızla Azerbaycan'ın yanındayız

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Ermenistan'ın, sınırın Tovuz bölgesinde Azerbaycan mevzilerine yönelik saldırısına ilişkin Çavuşoğlu, "Elbette Azerbaycan ordusu gereğini yaptı ve bu saldırıları püskürttü. Buradan şunu görüyoruz, Ermenistan özellikle işgal ettiği topraklardan, dikkati başka yerlere çekmek istiyor yeni çatışma alanları oluşturarak." diye konuştu.

 

Çavuşoğlu, bugüne kadar Ermenistan'ın hiçbir çözüme yanaşmadığını vurgulayarak, "Ermenistan'ın yaptığı kabul edilemez. Aklını başına toplasın. Azerbaycan yalnız değildir. Biz Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti olarak tüm imkanlarımızla Azerbaycan'ın yanındayız." dedi.

Türkiye'nin, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün korunması için elinden gelen her desteği vereceğinin altını çizen Çavuşoğlu, "Azerbaycan işgal edilmiş topraklar ve Karabağ konusunda hangi çözümü tercih ediyorsa biz Azerbaycan'ın yanında olacağız." ifadesini kullandı.

Ayasofya'nın ibadete açılması kararı

Ayasofya'nın ibadete açılmasının hukuken yerinde bir karar olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Ayasofya'nın, 1453'te İstanbul fethedildikten sonra Türk milletine ait olduğunun ve cami olarak vakfedildiğinin altını çizdi.

Çavuşoğlu, "Ayasofya Camii, 1462'de cami olarak vakfedilmiştir ve cami olarak kullanılmalıdır. Bu konuda 'açılmalıydı, açılmamalıydı, açılmasa daha iyi olurdu' diye görüş belirten olabilir. Herkesin görüşüne katılmasak da saygı duyarız. Ama Türkiye'nin egemenlik haklarına müdahale edici şekilde yapılan yorumları da şiddetle reddediyoruz." diye konuştu.

"Serrac hükümetinin endişeleri var"

Libya'da ateşkes için yapılan girişimlere Hafter tarafının yanaşmadığını dile getiren Çavuşoğlu, "Ateşkes süreci 8 Ocak'ta İstanbul'da başladı ve 12 Ocak gecesi ateşkes ilan edilecekti. Hafter İstanbul'da aldığımız kararı kerhen kabul eder gibi oldu 2 gün sonra ancak Fayiz Es-Serrac hükümeti hemen kabul etti. Moskova'da da anlaşmaya imza atmaya yanaşmadı. Abu Dabi ve Mısır istihbarat yetkilileri o gün oradaydı. Ruslara söyledik, 'Bunlar imza attırmayacak.' dedik, Ruslar da akşam anladı." ifadesini kullandı. 

Çavuşoğlu, Hafter'in ilerleyen süreçte saldırganlığını artırdığını ve ülke yönetimine el koyduğu açıklaması yaptığını hatırlatarak, şunları söyledi: 

"Evdeki hesap çarşıya uymadı. Bizim Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile angajmanımız uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına uygun şekilde. İkili anlaşmalara da uygun şekilde sağladığımız destek sayesinde dengeler değişti ve UMH kaybettiği yerleri ele geçirmeye başladı. Tam bu aşamada önce Kahire'den sonra başka platformlardan ateşkes sesi gelmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşmede de yeni bir çaba içinde olalım kararı çıktı. Şimdi Ruslarla bu çabayı sürdürüyoruz." 

İlan edilecek ateşkesin UMH'nin işine gelmeyeceğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Serrac hükümetinin endişeleri var. Hafter'in samimi olmadığını düşünüyorlar. Hafter'i kurtarmaya yönelik bir adım olarak düşünüyorlar, biz de öyle düşünüyoruz. Ülke yönetimine el koyduğunu ilan eden bir kişi nasıl iki günde bu noktaya gelebilir." diye konuştu.

Hafter'in zaman kazanmaya çalıştığını ve Misrata ile Trablus'a saldırı hazırlığı içinde olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Hafter'in ateşkesten sonra siyasi süreçle ilgili bir yol haritası da yok. Bu konuda UMH'nin sonuç odaklı bir takvime dayalı yol haritasını görmek istemesi de haklı bir talep. Ayrıca 2015 Suheyrat Anlaşması tarihindeki sınırlara dönülsün talebi de haklı bir talep. Bu BM'nin onayladığı bir anlaşma. BM üye ülkelere diyor ki 'UMH ile diyalog içinde olun, diğerleriyle teması kesin.' diyor. Yani Fransa'nın Mısır'ın Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) yaptığı BM kararlarının hilafına. BMGK daimi üyesi Fransa'nın bunu iyi bilmesi lazım." açıklamasında bulundu. 

Suheyrat Anlaşması'na göre Hafter'in çekilmesi gereken yerler arasında Sirte'nin bulunduğunu da anımsatan Çavuşoğlu, Libya hükümetinin taleplerini Rusya'ya ilettiklerini ve gelecekte bu konuda bakanlar düzeyinde bir toplantı planlandığını bildirdi.

Çavuşoğlu, Suheyrat Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi için yapılan toplantılar öncesi Hafter'in saldırılara başladığını hatırlatarak, "Biz Türkiye olarak ateşkesi istiyoruz. Siyasi çözümün tek çözüm olduğuna inanıyoruz. Başından beri tavrımız bu yönde oldu ama diğer taraf tersini düşündüğü ve hareket ettiği için de gerekli adımları sahada da, masada da attık. Şu anda geldiğimiz noktada siyasi çözüm tek çözümdür. Biz buna varız ama ateşkes ve siyasi süreç için gerekli şartların oluşması gerek." dedi.

"Sirte operasyonu hazırlığı var"

"Libya'nın bölünmesi gerektiği"ne yönelik açıklamalara değinen Çavuşoğlu, "Libya'ya istikrar bu şekilde gelmez. Libya istikrara kavuşmazsa ister petrol ister askeri üs için gidin, ne için giderseniz gidin kalıcı olamazsınız ve çıkarlarınıza yönelik beklentilerinizi de karşılayamazsınız." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Hafter'in kontrol ettiği Sirte'den çekilmesini isteyen Libya hükümetinin operasyon hazırlığı yapıp yapmadığına yönelik soruya ise şu şekilde yanıt verdi:

"Operasyon hazırlıkları var ama şu anda masayı deniyoruz. Hafter ve onu destekleyen güçlerin çekilmesini deniyoruz. Serrac ve Hafter tarafından 5'er kişinin katıldığı 5+5 toplantısında da bunun şartları görüşülüyor. Orada da Serrac yönetimi bunları şart olarak öne sürdü. Zaten 2015 hattına dönüldüğü zaman hem Sirte hem Cufra'dan çekilmeleri gerekiyor. Buralar stratejik olarak Misrata ve Trablus'a saldırma bakımından ve saldırıyı önlemek bakımından da önemli şehirler. Dolayısıyla buralardan çekilmeleri gerekiyor."

Trablus kuşatmasının kırılmasında gösterilen kararlılığın Hafter güçleri Sirte'den çekilmediği takdirde yeniden gösterileceğini belirten Çavuşoğlu, "Temennimiz buralar boşaltılsın ve siyasi sürece, kalıcı bir ateşkese gidilsin. Ama bu ateşkesin bu sefer kalıcı ve bağlayıcı olması lazım. Kağıt üzerinde kalıcı bir ateşkes yapabiliriz, bu, kalıcı bir ateşkestir deriz fakat bağlayıcı olması ateşkes bozulunca bozan tarafa müeyyidelerin uygulanması demektir. Bunun mutlaka garanti altına alınması gerek." dedi.

Yunanistan, Mısır ve İsrail'e de alan bırakmadı

Libya ile yapılan deniz yetki alanlarına yönelik anlaşmanın da bölgede dengeleri değiştirdiğini söyleyen Çavuşoğlu, Yunanistan'ın hazırladığı münhasır ekonomik bölge haritasına (Sevilla haritası) değinerek, "Bu anlaşmayla büyük bir oyunu bozduk. Bugüne kadar 2004'ten beri bir taraftan Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin tek taraflı sondajlar yapması, diğer ülkelerle kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalaması. Yunanistan'ın aynı şekilde Türkiye'yi dışlayıp Mısır ve İsrail'le müzakereler yapması bizi tamamen dışlamaya yönelikti. Burada bunların niyetini de Sevilla haritasında görebiliyoruz." diye konuştu. 

Çavuşoğlu, "Türkiye'ye denize inecek alan bırakılmamış." sözleriyle eleştirdiği haritanın Mısır ve İsrail için de kabul edilemez olduğuna işaret ederek, "Yunanistan'ın Mısır ve İsrail'le bir anlaşma imzalamamasının nedeni de aynı bize yönelik olduğu gibi maksimalist yaklaşım içinde olması. Mısır ve İsrail'e bir alan kalmıyor. Oysa bizim Libya'yla anlaşmamızdan sonra Mısır'ın denizlerdeki alanı 50 bin kilometrekare daha artıyor. Mısır'ın o zaman anlaşmayı imzalamama sebebi de bu." ifadesini kullandı.

Mısır ile Türkiye arasında bir temas olup olmadığına ilişkin soru üzerine Çavuşoğlu, "Bizim orada, Mısır'ın da Ankara'da maslahatgüzarı var. Hatta Ankara'daki maslahatgüzar, Yunanistan'la müzakerelerde o gün heyetin içinde olan, bu konularda uzman olan bir arkadaşmış. Bu süreçte bu konularla ilgili bilgilendirme oldu, görüş alışverişi de oldu işin doğrusu." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da yetkilendirmesiyle, geçmişte Mısır ile dışişleri bakanları olarak değişik platformlarda çeşitli temaslarda bulunduklarını anlatan Çavuşoğlu, "Bu konuda uzmanlar düzeyinde görüş alışverişi oldu. Mısır'ı bağlayıcı bir şey söylemek istemiyorum ama bazı alanlarda Mısır'ın bu anlaşmayla beraber denizdeki alanlarının genişletildiği konusunda bir görüş ayrılığımızın olmadığını düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"UNESCO'nun açıklamalarını hayretle karşıladık"

Danıştay kararı ile yeniden ibadete açılan Ayasofya Camisi'nin, daha önce 481 yıl cami olarak hizmete açık olduğunu ve bugün hala zarar görmeden korunduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, "UNESCO'nun bazı açıklamalarını gördük, hayretle karşıladık. UNESCO da aynı telkinlerde bulunabilir, 'Dünya Miras Listesi'nde, buna uygun bir şekilde faaliyette bulunulmalıdır.' diyebilir. Bu konuda zaten bir endişemiz yok." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Ayasofya'ya ilişkin bundan sonra atılacak adımlar konusunda zaten UNESCO'nun bilgilendirileceğini söyleyerek, "Biz gizli saklı bir şey yapmıyoruz." ifadesini kullandı.

Farklı amaçlarla kullanılan binaların da UNESCO'nun listesinde olduğunu belirten Çavuşoğlu, önemli olanın o binaların kriterlere uygun şekilde korunması olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bir, Türkiye'nin egemenlik haklarına müdahale etmeye kalkmasınlar. İki, Dünya Kültür Miras Listesi'nde bulunan bir eserin korunması konusunda tavsiyelerde bulunanlara biz 'Eyvallah.' deriz. Zaten bu konularda bizim de bir endişemiz yok, böyle bir niyetimiz de yok. Bunu herkes görecek. Burada, Danıştay hukuki bir karar vermiştir. Burada Vakıflar Kanunu'muz da son derece nettir."

Ayasofya'nın ibadete açılması kararına Yunanistan'dan gelen tepkilere ilişkin Çavuşoğlu, "Bugün bu konularda en son yorum yapacak ülke Yunanistan'dır. Çünkü dini özgürlükler bakımından, olumsuz bakımdan dünyadaki en katı ülkelerden bir tanesi Yunanistan'dır. Bugün Batı Trakya Türklerinin yaşadığı zulmü biz görüyoruz." diye konuştu. 

"Bu yıl da FETÖ'den dolayı yargı sürecine tabi olanlar oldu"

FETÖ ile mücadelede kararlılığın kaybedilmesi halinde çok şeyin kaybedileceğini söyleyen Çavuşoğlu, "Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmemiz gerekiyor." dedi.

Çavuşoğlu, FETÖ'nün hain darbe girişiminin üzerinden 4 sene geçmesine rağmen her gün FETÖ iltisaklı kişilerin ortaya çıktığına dikkati çekerek, "Öyle sızmışlar ki! Var, bakanlığımızda da yine bu yıl içinde de FETÖ'den dolayı uzaklaştırdığımız ya da yargı sürecine tabi olan kişiler oldu. Bu, Bylock ya da ankesörlü telefon kullanma sebebiyle. Bunların bazılarını geri çektik, tutuklandılar. Şu anda yargı süreci işliyor." ifadesini kullandı.

Yurt dışında da FETÖ'nün faaliyetlerini durdurma çabalarının devam ettiğini aktaran Çavuşoğlu, "Türkiye'nin milli çıkarlarının hilafına faaliyet gösteriyorlar ve her yerde Türkiye karşıtı lobilerle iş birliği içindeler. Türk bayrağının bu kişilerce kullanılmasına izin vermiyoruz. Ve okullar, dernekler dahil bugüne kadar 40'a yakın ülkede bunlar kapatıldı." dedi.

Çavuşoğlu, birçok ülkede FETÖ iltisaklı kişilerin sınır dışı edildiğini, ikili anlaşmalar doğrultusunda da bu konuda gereken adımların atıldığını, bu kişilerin Türkiye'ye getirilip yargıya teslim edildiğini kaydetti.

"Almanya'da bize verilen sözler var, tutulmasını bekliyoruz"

Çavuşoğlu, Türkiye'nin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde güvenli ve sağlıklı turizmin önünü açmak için her türlü tedbirleri aldığını belirterek, Türkiye'ye turist gönderen ülkelere bu tedbirlerin anlatıldığını ancak Avrupa Birliği'nin (AB) Kovid-19 sürecinde seyahat serbestisi tanınan ülkelere ilişkin listesinin siyasi gerekçelerle hazırlandığını vurguladı.

Bakan Çavuşoğlu, "Objektif kriterlerden uzak olduğu için biz sitem ediyoruz. Kimseye gidip yalvaracak, ağlayacak da değiliz. Bizim görevimiz gidip doğruları anlatmak, bilgilendirmek." dedi.

Türkiye ve Almanya'nın turizm sektörünün birçok alanda iş birliği yürüttüğüne dikkati çeken Çavuşoğlu, "İç içe olan bir turizm sektöründe, Almanların da siyasi değil bilimsel çerçevede karar vermesini istiyoruz. Bu konuda daha sonra da açıklamalar yaparım ama Almanya'da da bize verilen sözler var. Bu sözlerin de tutulmasını bekliyoruz. Samimi, iyi görüşmelerimiz oldu. Sonucunu bekliyoruz." diye konuştu. 

"(Fransa) NATO'dan bir şey elde edemedi, bizi AB'ye şikayet ediyor"

Çavuşoğlu, Türkiye ve Fransa'nın geçmişte Suriye konusunda çok iyi anlaştığını ancak Fransa'nın YPG/PKK'ya Suriye'yi bölmek için destek vermeye başlamasının ardından iki ülkenin arasında görüş ayrılığının ortaya çıktığını ve Barış Pınarı Harekatı ile bunun keskinleştiğini vurguladı.

Fransa'nın "aklıselim bir devlet olmak yerine duygusal, histerik tepkiler vermeye başladığını" söyleyen Çavuşoğlu, Türk donanmasının Fransız gemisini taciz ettiği yönündeki iddiasının doğru olmadığını ve Türkiye'nin bunu rapor ve belgelerle NATO'da kanıtladığını hatırlattı.

Çavuşoğlu, "NATO'dan bir şey elde edemedi, bizi AB'ye şikayet ediyor. Oysa gel, oturalım konuşalım. Varsa meseleler çözelim, sen de bu bölücü faaliyetleri desteklemekten vazgeç. Barış ve huzur için adımlar at ki aynı çizgiye gelelim. Bizim yoksa Fransa ile ikili düzeyde ne meselemiz olabilir?" diye konuştu.


Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: Ermenistan'ın tüm çabaları iflas etti Sonraki Haber

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: Ermenistan'ın tüm çabaları iflas etti

Donald Trump’tan Suudi Arabistan’da kılıç dansı Önceki Haber

Donald Trump’tan Suudi Arabistan’da kılıç dansı