Ana Sayfa  /  SHA  /  'İŞİN ASIL ÖZÜ, 'MASKE MAZERETLER' BULARAK HER FIRSATTA ŞAHSIMIN HEDEF ALINMASIDIR'
  • Facebook da Paylaş
'İŞİN ASIL ÖZÜ, 'MASKE MAZERETLER' BULARAK HER FIRSATTA ŞAHSIMIN HEDEF ALINMASIDIR'
  • 05-08-2017
  • 0 yorum
  • 3887 okunma
MHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu 'Yılmaz Özdil’in Mesnetsiz İddialarına Cevaben' yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamasında;


"MHP aleyhindeki yazılarıyla tanınan Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in mesnetsiz iddia ve iftiraları mahkeme kararıyla tescillendi. Özdil, “Tescilli Atatürk Düşmanı'' başlıklı yazısında gerçek dışı, haksız, mesnetsiz, basın ilke ve ahlakına aykırı nitelikteki beyanları ile itibar tetikçiliğine soyunmuştu.

Bunun yanı sıra Özdil, hiçbir karşılığı ve değeri bulunmayan birtakım gerçekdışı iddiaları tekrar tekrar kamuoyuna sunmakta beis görmüyor. Anlaşılan, “Çamur at izi kalır.” taktiğiyle kafalarda soru işareti bırakmak istiyor.

İşin asıl özü, “maske mazeretler” bularak her fırsatta ve belirli aralıklarla şahsımın hedef alınmasıdır. 

Özdil’in “Tescilli Atatürk Düşmanı'' başlıklı yazısında ileri sürdüğü iddia şuydu:
“Karşıdevrimci Mustafa Armağan, dergisini yayına hazırlarken kime danışıyordu yani? Ekmek için Ekmeleddin’e!” Böylece Özdil, Mayıs 2017 tarihinde Derin Tarih dergisinin 17 kişilik danışma kurulu üyesi arasında ismi dahi bulunmayan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Atatürk düşmanı olarak gösterip, derginin İhsanoğlu’nun gözetim ve denetiminde hazırlandığı algısını oluşturuyor, burada yer alan yazılardan sorumlu tutuyordu. 

Öyle ki, Danışma Kurulu’nda yer alan; Halil İnalcık, Şükrü Hanioğlu, Semavi Eyice, Kemal Karpat ve Orhan Okay başta olmak üzere Fahri Aral, Ali Birinci, Zeynep Tarım Ertuğ, Mehmet Genç, Cemal Kafadar, İsmail Kara, Mahmut Erol Kılıç, Emine Gürsoy Naskali, Mim Kemal Öke, Abdülkadir Özcan, Norman Stone gibi isimleri es geçiyor. 

Özdil’in bu iddiasının mesnetsiz, gerçekdışı ve bir algı operasyonu olduğu Ankara 7. Sulh Ceza mahkemesi kararıyla ispatlanıp tescil edildi. Özdil’in yaptığı itiraz da Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.

Basın Kanunu uyarınca “kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı sorumlu müdür tarafından hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın aynı şekilde yayımlamak zorundadır.” Dolayısıyla Özdil’in bu yazısının gerçeğe aykırı olduğu tescillenmiş, Özdil’in iddia ettiğinin aksine İhsanoğlu’nun Mayıs 2017 tarihli Derin Tarih dergisiyle herhangi bir bağının olmadığı açığa çıkmıştır. 

Şimdi, Özdil, mahkeme kararıyla tekzip metnini 4 Ağustos 2017 tarihinde yayınlamak zorunda kaldığı köşesinde yer verdiği ek bir yazıyla algı operasyonuna kaldığı yerden devam ediyor.
Özdil, iddia ve iftirasına mesnet olarak Derin Tarih dergisinin Temmuz 2014 tarihli sayısını kullanıyor. 

En son Temmuz 2014 sayısında Danışma Kurulunda ismime yer verildi, o tarihten bugüne, bu derginin Danışma Kurulunda hiçbir şekilde bulunmadığım ortadadır. Buna rağmen, Mayıs 2017 tarihinde Danışma Kurulu üyesi olan 17 kişiyi muhatap almayarak, bu kurulda yer almayan, ismi bulunmayan şahsımın hedef alınması hangi ahlaki ve mesleki norma uygundur?

İkinci olarak daha önemli olan nokta, yazarın, bu kurulda yer alan diğer isimleri es geçmesi; şahsımı Mayıs 2017 tarihli derginin danışmanı gibi göstermesi; Atatürk’e hakaretin mimarı olduğumu ima etmesidir. İşte bu iddia mahkemelerce gerçekdışı ve mesnetsiz olarak kabul edilmiştir. 

Özdil’in bahsettiği “kepazelik” ise, esasında mugalata ve gerçekleri çarpıtarak şahısları hedefe koymak, olmayan şeyleri olur gibi göstermek ve suç isnat etmektir.
Bir erdemli yazarın dediği gibi; “Adalet haksız olana zulüm gibi gelir. Çünkü her insan kendi gözünde suçsuzdur.”

Son olarak nasıl cumhurbaşkanı adayı olduğum ve aday gösterildiğim açıktır. Başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere CHP Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ortadadır.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur." dedi.

Yorumlar

Diğerleri

ARŞİV