Ana Sayfa  /  SİYASET  /  '21 MAYIS’TA TÜRKİYE BOZKURTLARIN ŞAHLANIŞINA ŞAHİT OLACAKTIR'
  • Facebook da Paylaş
'21 MAYIS’TA TÜRKİYE BOZKURTLARIN ŞAHLANIŞINA ŞAHİT OLACAKTIR'
  • 17-05-2017
  • 0 yorum
  • 4302 okunma
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat ÇETİN '21 Mayıs’ta yapılacak MHP İl Kongreleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti' ile ilgili yazılı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamasında;

"Türkiye 21 Mayıs 2017 Pazar günü kongre salonlarından bütün ülke sathına yayılacak eşine az rastlanır bir dayanışma ve dava ruhuna şahit olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, ilçe kongrelerini tamamladığı 41 ilde aynı gün ve saatte il kongrelerini yaparak bir ilke imza atacaktır. 48 yıllık şanlı bir maziye sahip olan Partimizi geriletmek için her yolu deneyenler, Bozkurtların şahlanışına şahit olacaktır.

Türkiye’ye kurulan darbeli, terörlü, ekonomik ve sosyal krizli kumpas döneminin menzilindeki ilk hedef olan Milliyetçi Hareket Partisi, önümüzdeki Pazar günü sahada hazır edeceği onbinlerce yöneticisi ve yüzbinlerce Ülküdaşıyla hiçbir kirli savaşın kendisini mağlup edemeyeceğini ilan edecektir. Milliyetçi Hareket Partisi’ne kurulan komploların ve tuzakların boşa gittiğine, devşirilen her insanımızın yerini onlarca daha inançlı ve heyecanlı dava arkadaşımızın doldurduğuna cümle âlem şahit olacaktır. Ülkücülerin dirlik ve düzen içerisinde dipdiri ayakta olduklarını gören Türkiye ve Türklüğe sevdalı vatandaşlarımız yarınlara ümitle bakacaklar, milletimizin hasımları ve onlarla iş tutma gafletine düşenler için ise bu Pazar matem günü olacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi’ni 12. Olağan Büyük Kurultaya götürecek kongre takvimimiz gereğince bugüne kadar 662 teşkilatımızda ilçe kongrelerimiz tamamlanmıştır. Önümüzdeki Pazar gününe kadar 45 ilçe kongremiz daha tamamlanmış olacaktır.
Bugün itibarıyla 41 ilimiz tüm ilçe kongrelerini tamamlayarak il kongrelerini yapmak üzere müracaat etmiştir. Hatay il teşkilatımız ise kongresini yaparak yeni yönetimini oluşturmuştur.
15 ilimizde ise il kongrelerini yapabileceğimiz delege sayısı hazır bulunmaktadır. Bu illerimiz Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çorum, Denizli, Giresun, Kastamonu, Manisa, Muş, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Şanlıurfa, Osmaniye ve Düzce’dir.
10 il teşkilatımızda ise henüz ilçe kongreleri hazırlıkları devam etmektedir. Bu illerimiz ise Ankara, Diyarbakır, Hakkâri, Mersin, Malatya, Mardin, Tunceli, Batman, Şırnak ve Kilis’tir.
Türkiye ve bölgemiz önemli değişikliklerin arifesinde iken; Milliyetçi Hareket Partisi de genç, dinamik, çalışkan, davasının ve sorumluluklarının farkında kadrolarımızın heyecan tazelenmesine fırsat veren kongrelerle gelişmeleri yakından takip ettiğini ve hazırlıklı olduğunu göstermektedir. İlçe ve il kongrelerimizin ardından yapılacak 12. Büyük Kurultayımızda demokratik rekabetten süzülerek Milliyetçi Ülkücü iradenin temsilcileri olacak kadrolarımız, davamızın taşıdığı tarihi vazifenin sorumluluğunu vakarla taşıyacaklardır.
Milli mücadele yıllarından sonra tarihinin en sıkıntılı günlerinden geçen Türkiye’nin inançlı, idealist ve fedakâr kadrolara ihtiyacı vardır. Milletimizi çepeçevre kuşatan ve yarınlarımızı tehdit eden bu karanlık tablodan çekip çıkaracak olan Ülkücü kadrolardır. Yıllar önce Türkiye’nin aydınlık geleceği için yemin etmiş Ülkücüler, büyük Türk milletine bu zor zamanlarında gerekli hizmeti ve faydayı sağlamak üzere hazır olduklarını kongrelerimizdeki dinamizm ve heyecanla göstermektedir.
Kongrelerimizde büyük ve güçlü Türkiye’nin kadroları şekillenmektedir. Camiamızdaki birlik ve beraberlik tesis edilmekte, kırgınlığa ve küskünlüğe fırsat vermeyen bir rekabet içerisinde, enerjimizi olması gerektiği gibi ülke sorunlarına harcayacak kadrolarımız hazırlanmaktadır.
Milliyetçi Ülkücü Hareket ortak duygular, fikirler ve heyecanlar etrafında bir araya gelen ve ben yerine biz diyebilen kadrolarıyla bundan böyle bütün enerjisini, tecrübe ve birikimini kendisinden hizmet bekleyen milletine harcayacaktır. Ülkülerimizden ve ilkelerimizden kopanlar Milliyetçi Ülkücü Hareket’in sosyal eleği tarafından elenmiştir. Bundan böyle içe dönük hesaplaşmalarla enerjimizi de, zamanımızı da heba etmeye niyetimiz yoktur.
Milliyetçi Hareket Partisi bir taraftan kendi üzerinde oynanan bütün oyunları bozarken, diğer taraftan ülke gündemini belirleyerek milletimize kurulan tuzakları boşa çıkarmayı başarmıştır. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin feraseti ve liderliği sayesinde ülkemiz tarihinin en zorlu dönemecini zarar görmeden atlatmayı başarmıştır. Bozgunculuğa ve yıkmaya dayalı muhalefet anlayışını reddeden Milliyetçi Ülkücü Hareket’in devletten ve milletten yana aldığı tavır sayesinde, toplumsal parçalanma ve kaos planları boşa çıkarılmıştır.
Milliyetçi Ülkücü Hareket, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden, milli üniter yapıdan, misakı milli olarak kabul ettiğimiz milli güvenliğimizden taviz veren hangi yönetim olursa olsun karşısında olacağını ilan etmiştir. Bu ilkelere uygun olan her işi de desteklememiz milliyetçiliğimizin gereğidir. Çünkü biz yerli ve milli bir hareketiz. Türk milliyetçisiyiz. Türk milliyetçilerinin kurduğu son Türk Devletini yaşatmak herkesin ama en çok bizim vazifemizdir. Türk milliyetçilerinin vatanlaştırdığı bu toprakları savunmak ecdadımıza olduğu kadar gelecek nesillerimize karşı sorumluluğumuzdur. Vatan toprakları üzerinde yaşayan insanlarımız arasında kardeşlik ruhunu ve hukukunu tesis eden Türk milliyetçilerinin bu birliği hiçbir güce bozdurmamak üzere yemini vardır.
Birlikte yaşadığımız insanların kardeşlik hukukunu bozmayı amaçlayan bölücü terör örgütlerinin faaliyetlerini destekleyen ve silahlandıran ülkelere dost ve müttefik gözüyle bakmamız mümkün değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinde Trump’la görüşmesinin ana gündeminin, bu ülkenin Türkiye’nin düşmanı terör örgütüne silah yardımı yapıyor olması manidardır. ABD’nin Türkiye ile müttefiklik hukukuna uygun davranmadığı ortadadır.
ABD, NATO üyesi ve müttefiki Türkiye’nin güvenlik endişelerini hiçe sayarak terör örgütü PYD’yi alenen silahlandırmaktadır. PYD’ye silah verilmesi terörle işbirliğidir. Nasıl ki DAEŞ bir terör örgütü ise PYD ve PKK da birer terör örgütüdür. Bu silahların Türkiye’ye karşı kullanılabileceği ortada olduğuna göre, müttefikimiz alenen Türkiye’ye düşmanlık yapmaktadır.
Sözde müttefikimiz, Suriye’nin kuzeyinde PYD-PKK’nın devletleşmesini sağlayacak ve enerji kaynaklarını Akdeniz’e çıkaracak bir koridor inşa etme projesinden vazgeçmiş gibi gözükmemektedir. Türkiye’nin kaygılarını ortadan kaldıracak adımlar atılmadığı sürece, ilişkilerin müttefiklik seviyesinde sürdürülmesi güçleşecektir. Bu durumdan Türkiye kadar ABD de zarar görecektir.
Trump’la yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkileri ve bölgemizdeki politikalar hakkında nokta ya da virgülden ziyade bolca ünlem işareti kullanıldığı ve önümüzdeki günlerin de böyle geçeceği ortadadır. Partimiz Türkiye’nin ABD ile ipleri koparmasını gerçekçi bulmamaktadır. Tıpkı diğer küresel aktörler gibi ABD ile de ilişkilerin sürdürülmesi Türkiye gibi stratejik bir kavşak noktasındaki ülke için neredeyse zorunluluktur. İlişkiler sürse bile, Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit edecek Suriye’de bir PKK devleti kurma politikasında ısrar edilmesi halinde, eninde sonunda Türkiye kendi başına bu meseleye nokta koymak zorunda kalacaktır.
Trump görüşmede hangi sözleri vermiş olursa olsun, asıl önemli olan atacakları somut adımlardır. Suriye’de PKK devleti için koridor kurulması ve PYD’ye silah verilmesi gibi politikalardan vazgeçilmediği sürece Türkiye’nin ABD ile gerçek manada müttefiklik ilişkisinden söz edilemeyecektir. PKK, YPG, DAEŞ ve Fetö gibi terör örgütlerine karşı ortak tavır alınmadığı takdirde, Türkiye’nin kendi başına sınır ötesi terörle mücadele meşruiyeti olacaktır. ABD’nin Türkiye’nin güvenliğini ve istikrarını yakından ilgilendiren meselelerle ilgili tutumu, Türk-ABD ilişkilerinin kaderini belirleyecektir.
Türkiye, AB ve ABD odaklı politikalara mahkûm olmayacak bir stratejik zenginliğe sahiptir. Türkiye’nin potansiyel gücünün bilinci içerisinde dış ilişkilerimizin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle Türkiye bugüne kadar ihmal ettiği başta Türk Dünyası olmak üzere bütün Asya ve Afrika ile ilişkilerini yönetecek Türk Dünyası Bakanlığı ve Asya ve Afrika’dan Sorumlu Bakanlıklar kurmalı, ilişkilerini geliştirmelidir.
Türkiye’yi hava savunma sistemlerinden dahi mahrum bırakan batılı müttefiklerimize olan bağımlılığımız biran önce sona erdirilmelidir. Türkiye milli savunma sanayini geliştirmek ve bağımlılıktan kurtulmak mecburiyetindedir.
Türkiye’nin milli düşünen, ülkesinin çıkarlarına odaklanmış, sadece bugünlere değil on yıllar sonrasına hazırlık yapacak bir şahlanışa ihtiyacı vardır. Ülkemizin etrafında sürekli daralan çemberi kırmanın yolu güçlü bir fikrin, inançlı kadroların azim ve kararlılığı ile mümkündür. Milliyetçi Ülkücü Hareketimizin kadroları, 21 Mayıs Pazar günü 41 ilimizde aynı anda tek bir vücut halinde teşkilatımızın gücünü, inancını ve azmini ortaya koyarak, milletimizin ihtiyacı olan enerjiye ve iradeye sahip olduklarını bütün dünyaya ilan edecektir." 
dedi.

Yorumlar

Diğerleri

ARŞİV